Dante's Inferno

By Dante Alighieri

About The Book

Dünyadaki en uzun soluklu şiirlerden biri olan cehennem, Dante Alighieri tarafından 14. yüzyılda yazılmıştır. Kitap, bizzat Dante'nin gözünden, antik Romalı şair Virgil ile birlikte, cehennemde yaşanan yolculuğu anlatan bir kurgudur. Dante cehennemi dokuz halkadan oluşan ve her birinde farklı günahlar için farklı cezaların bulunduğu bir yer şeklinde tasvir etmiş, çeşitli önemli tarihsel figürler ile birlikte, sevmediği kişiler ve politik düşmanlarını da bu katlarının her birinde cezalandırmıştır. Yazdığı kurguda kendisinin de cennete giden bir yolcu olduğu göz önüne alındığında, bu şiir "I am the chad, and you are the virgin" mem'inin ilk örneklerinden biri sayılabilir.

dante-chad.png

Şiirin dinsel atmosferi ve günahkarların cezalandırılış biçimi beni daha stoacı bir hayat sürme konusunda teşvik ettiğini ve çalışmam için motivasyon verdiğini söyleyebilirim. Ölmeden önce okunması gerekenler diye bir liste yapsaydım, muhtemelen bu kitabı içine koymazdım. Yine de kurgu sevenler için okumaya değer, akıcı ve sürükleyici bir kitap.

Summary

Dante kendini karanlık bir ormanda kaybolmuş halde bulur. Doğru yolu bulamamış, orta yaşlarına gelmiş haldedir. "Doğru yolu" bulmak için ormanda ilerlemeye karar verir, fakat ilerlerken karşısına bir leopar, bir aslan ve bir kurt çıkar. Bunlar insanın dünyevi zaaflarını temsil etmektedir.

Dante yola devam etmek istese de karşılaştığı bu hayvanlar buna izin vermez ve Dante umudunu kaybederek geri dönerken Virgil ile karşılaşır.

Virgil cennetten bir haber almış ve Dante'ye cehennem ve araftan geçerek cennete doğru rehberlik etmesi istenmiştir. Böylece birlikte cehenneme doğru yola koyulurlar ve yolculuk başlar.

Cehennemin girişinde ne iyi ne de kötü bir hayat geçirmiş, dünyada hiçbir etki bırakmamış insanlarla karşılaşırlar. Bunlar ne cehennem sakinleridir ne de cennete layıktırlar. İkisi de bu insanları kabul etmemiştir. Umutsuzca burada beklemektedirler.

Akheron ırmağından kayıkçı Kharon ile geçtikten sonra cehennem kapısına varırlar.

Cehennemin Katları

Ey fesat ruhlar, eyvahlar olsun size! Veda edin Gökleri görme ümidinize! Geldim sizi karşı kıyıya götürmeye, Ateşin ve buzun ebedi kasvetine.

Limbo - The First Circle

Tanrı'ya ibadet etmediler münasip usullerle, Bu ruhlardan biriyim ben de. Bu kusur yüzünden, işlemeden başka kabahati, Kayıbız ve tek cezamız şudur şimdi, Umudumuz yok, ama taşıyoruz daim isteği.

Umutsuz bir şekilde, affedilip cennete girme arzusu ile iç çekip duranların ebedi bekleme alanı. Erdemli bir hayat sürseler de Hristiyan olmayan, vaftiz edilmemeleri sebebiyle cennete kavuşamayan ruhların yeri.

Limbus'ta çevresindeki loşluğa baskın gelen aydınlık bir kısım bulunur. Burada insanlığa ve uygarlığa yaptıkları katkılarla ebedi bir şöhret kazanmış ruhlar yaşar.

Lustful - The Second Circle

Bak Paris'e, Tristan'a ... " ve isim isim işaret etti, Binden fazla gölgeyi, Hayattan ayrılmalarının sevda olmuş sebebi.

Akıllarını şehvete köle etmiş ruhların bulunduğu yerdir. Bu kişiler nazik ve erdemli ideal sevginin yolundan ayrılmış, tutkularına yenilip dünyevi arzularına hakim olamamışlardır. Rüzgarların kesintisiz olarak estiği hiçbir durağanlığı ve huzuru olmayan bir fırtına içinde sonsuza kadar sürüklenip savrulurlar.

Minos burada yargıçlık görevi yapıp ruhların cehennemin hangi katında ceza çekeceklerinin hükmünü verir.

Gluttony - The Third Circle

Üçüncü dairedeydim hüküm sürdüğü soğuğun, Nihayetsiz yağdığı melun bir yağmurun; Kerberos, o vahşi canavar, Suya ve çamura batmış halde debelenirken ruhlar, Üç ağzıyla köpek gibi havlıyordu tepelerinde, çirkin ve gaddar. Birer pençeydi elleri ayakları; Kırbaç gibi savurarak onları, paçavraya çeviriyordu ruhları.

Oburlukla kafalarını bozmuş ruhlar burada bulunurlar. Kesintisiz bir yağmur ve kar ile pislenmiş, kötü kokan çamurlu bir suyun içinde, üç başlı Kerberos'un gözetiminde debelenip dururlar.

Greed - The Fourth Circle

İki yanımda iki saf, haykırıyorlar şiddetli, Yuvarlarken göğüsleriyle iterek dev gülleleri. Çarpıp sonra bir noktada birbirlerine, Dönüp geldikleri yöne, yuvarlarken güllerini gerisin geriye, Bağırıyorlardı "Neden istifledin?" "Neden çarçur ettin?" diye.

Tamahkarların (istifçilerin) ve müsriflerin (çarçur edenlerin) bulunduğu cehennem halkası. Burada ağır gülleleri ebediyete kadar tamahkarlar bir tarafa, müsrifler de diğer tarafa olacak şekilde yuvarlayıp dururlar. Bu hiçbir işlevi olmayan gülleler dünyevi nimetlerin ne kadar beyhude ve anlamsız olduğunu simgeler. Bunlarla kafayı bozmuş olanlar ise işte böyle azaba mahkum edilirler.

Anger - The Fifth Circle

Çevremi izliyordum da dikkatle, Çamura bulanmış insanlar gördüm batağın içinde, Hepsi çıplak ve bakışları dolu öfke. Vurarak birbirlerine elleriyle değil sadece, Başları, gövdeleri ve tekmeleriyle, Parçalıyorlardı üstelik yekdiğerini dişleriyle.

Öfke yedi vahim günahtan bir diğeridir. Beşinci halka da öfkelerine yenilmiş insanların Styks bataklığında cezalandırıldığı yerdir. Burada, bataklığın yüzeyinde, bu insanlar sonsuza kadar birbirlerine vahşice acı çektirirler.

Bataklığın altında da öfkeleri sebebiyle somurtkanlık, tembellik ve kasvete düşenler bulunur. Bunlar da ebediyete kadar dünyada iken tembellik ve kasvete nasıl yok yere kendilerini esir ettiklerini mırıldanıp durmaya çalışırlar, fakat ağızları çamurla doludur.

Heresy - The Sixth Circle

"Buradadır banileri, Her bir sapkın tarikatın ve onların müritleri, Sandığından kalabalıktır bu mezarların içi. Aynılar aynı yere gömülür de burada, Bazı lahitler az ısıtılır, bazısı daha fazla."

Bu halkada Hristiyan olmayan, farklı farklı sapkın dinlere ve mezheplere mensup insanlar bulunur. Lahitlerin içine hapsolmuş şekilde yanarak azaba mahkum edilirler.

Violence - The Seventh Circle

Her türlü kötülük, cezbeden Göklerin gazabını, Nihayetinde adaletsizlikle damgalı, Cebir ya da hileyle getirdiğinden bir başkasına fenalığı. Ancak insana mahsus bir kötülük olan hile, Tanrı'yı daha çok öfkelendirmekte; bu nedenle Hilekarlara daha aşağıda, daha ağır ceza verilmekte.

Bu ilk daire ayrılmıştır şeditlere; Bölünerek üç halkaya, üç ayrı bölgeye, Çünkü şiddet de ayrılabilir üç cinse. Şiddet uygulayabilir biri, Tanrı'ya, şahsına ve komşusuna, Yani bunlara ya da sahip olduklarına, Şimdi nasılını anlatacağım sana açıkça.

Yedinci daireden başlayarak son üç dairedeki günahlar şiddet ve sahtekarlık günahları olarak iki grupta sınıflandırır. Sonuç olarak bu dairelerdeki günahların tamamının toplumsal bir boyutu vardır. Hile Tanrının gözünde daha kötü olduğu için ona daha aşağıda daha ağır cezalar verilir.

Yedinci daire ise şiddet eylemi için ayrılmıştır. Bu pis kokulu yerin içinde üç farklı küçük daire bulunur ve hepsinde şiddetin ayrı bir boyutu cezalandırılır.

The Outer Ring

Bu nedenle katiller ve vuranlar kasıtla, İlaveten haydutlar ve yağmacılar da, Ayrı ayrı saflarda, işkencede ilk halkada.

Komşularına ve onların mülklerine şiddet uygulayıp, cinayet yaralama, hırsızlık veya yağma yapanlar buradadır. Phlegeton ırmağında sonsuza kadar haşlanarak acı çekerler. Eğer ırmaktan dışarı suçlarının izin verdiğinden daha fazla çıkarlarsa Kentaurlar tarafından okla vurulurlar.

The Middle Ring

İnsan şiddeti yöneltebilir de, Bizzat mal mülküne ve kendine; İkinci halkada pişmanlık çeker, lakin beyhude.

Kendilerine ve kendi mülklerine şiddet uygulayanlar burada bulunurlar. Bunlar servetini boşa harcayan, mutlu olması gereken yerde ağlayan ya da intihar eden kimselerdir.

Burası bir orman, ağaçları ise burada azap gören intihar etmiş ruhlardır, insana benzer simaları vardır. Ufak bir dal bile kopsa derin bir acı duyarlar, kopan yerlerinden akar kan. Buraya ilk geldiklerinde bir filiz olur büyürler, yapraklarıyla ise aç Harpyalar beslenir, acı çektirirler.

Mülklerine zarar verenler ise ağaç olmazlar, fakat ebediyete kadar aç köpekler tarafından kovalanırlar, kaçmak için ise dalları parçalayarak ormanda koşarlar. Nefesleri bitip de köpekler tarafından yakalandıklarında parçalanıp paçavraya çevrilirler.

The Inner Ring

Tanrı'ya da saldırabilir bir kimse, Kasten inkar ve küfürle, Ve tabiatı ve ondaki iyiliği hakir görmekle;

Son olarak Tanrıya ve onun mülküne, yani doğaya şiddet uygulayanlar burada hapsolmuşlardır. Burası çok sıcak ve çorak, hiçbir bitki bitmeyen, yukarıdan sıcak korların yağdığı bir çöldür. Ruhlar burada çıplak bir şekilde bekler. Günahlarına bağlı olarak bazısı sırtüstü yatar, bazısı çömelir bazılarıysa dolanıp durur.

Fraud - The Eight Circle

Aldatmanın bu biçimi, Kopartır tabii sevgi bağını kişiler arasındaki; Bu nedenledir ki o ikinci daireyi Mesken tutmuştur riyakarlar, büyücüler, dalkavuklar, Kalpazanlar, din tacirleri ve hırsızlar, Fesatçılar, pezevenkler ve benzer aşağılıklar. Aldatmanın o biçimi güvenin boşa çıktığı, Unutturduğu gibi doğamızda olan sevgiyi tıpkı, Yıkar ondan hasıl olan sadakatin yuvasını.

Dante ve Virgil bu daireye Geryoneus adında yüzü insan, pençeleri aslan, kuyruğu yılan ve kanatları ejderha olan aldatıcı görünümlü bir canavarla gider. Burası hendeklerle on ayrı kuşağa bölünmüştür ve her birinde farklı bir aldatma türü cezalandırılır.

İlk hendekte pezevenkler ve ayartıcılar vardır. Hendekte iki ayrı tarafa doğru karşılıklı yürürken iblisler tarafından kırbaçlanarak cezalandırılırlar.

İkinci hendekte kendi çıkarları için dalkavukluk yapan yağcılar bulunur. Cezaları ise kendi dışkıları içinde yüzmektir.

Üçüncüde ise dini mercilerde rütbe, makam veya kutsal yetkiler karşılığında maddi çıkar sağlayanlar ya da bunları teklif edenler cezalandırılır. Bunlar vaftiz kuyusu benzeri deliklere baş aşağı şekilde hapsolmuşlardır. Ayakları dışarıda ve yanmaktadır. Bu deliklere sonra gelenler öncekileri daha da derinlere iter.

Dördüncü hendek gelecekten haber verdiklerini iddia eden kahin ve münecimlere ayrılmıştır. Kafaları çenelerinden arkaya, geriye, geçmişe doğru bükülmüştür, gözleri ağlamaktan kör olmuştur. Cezaları ise sonsuza kadar bu şekilde yürümektir.

Beşinci hendeğin içi fokurdayıp duran simsiyah bir katranla doludur. Bunlar pozisyonlarını kullanarak kişisel zenginlik ve başka avantajlar elde eden spekülasyoncu, rüşvetçi, şantajı ve gaspçılardır. Vücutlarının birazını bile katrandan çıkardıklarında, kanatlı iblisler bu ruhları yakalayıp ucu çatallı mızraklarıyla parçalar.

Altıncı hendekte kendini olmadığı gibi gösteren, içlerindeki kötülüğü erdemliymiş gibi davranarak maskeleyen ikiyüzlü riyakarlar cezalandırılır. Bunlar bu hendekte ebediyen dışarıdan yaldızlı gözüken ama ağır kurşundan yapılı cüppeler giyip böyle yürüyerek cezalandırılır. Bu hendekte yerde bir adam çarmıha gerilmiştir, ceza görenler bunun üstünden geçer. Bu adam "bütün millet helak olmasın diye kavmin uğruna bir adamın ölmesi hayırlıdır" diyerek İsa'nın ölmesi gerektiği öğüdünü veren Kayafadır.

Yedinci hendek yılanlarla doludur. Bu hendekteki hırsızlar ebediyen bu yılanlar tarafından ısırılarak cezalandırılır. Isırık sonucunda ise küle bazıları dönüşüp tekrar canlanır, diğerleri de bu ısırıklar sonucunda yılana dönüşür, ardından tekrar insan olur.

Sekizinci hendek hileli tavsiye verenler veya başkalarının çöküşünü sağlamak için sahtekarlık kullanan bireylere ayrılmıştır. Burada büyük alevler içinde sonsuza kadar yanarlar.

Dokuzuncu hendekte fitne ve nifakçılar, özellikle de dinde veya politikada hizipleşmeye neden olanlar bulunur. Bunlar bir iblisin kılıcıyla açılan korkunç yaralarla birlikte bir çemberde ebediyen yürümeye zorlanırlar. İç organları görünür biçimdedir, bazılarının bağırsakları vücutlarından sarkmıştır, bazılarının da midesi. Dante'nin beslendiği entelektüel kaynaklarda sıklıkla İslam peygamberi Muhammed'in aslında bir Hristiyan olduğu ve İslam dinini kurarak, dünyadaki inananların pek çoğunu "doğru inanç"tan uzaklaştırıp dini böldüğü iddia edilirdi. Bu sebeple de Dante, onu buraya yerleştirmeye uygun görmüştür.

Son olarak onuncu hendekte gerçekliği yalanlar veya simya ile değiştirmeye çalışanlar, ve sahte para ve benzerlerini gerçek gibi satmaya çalışanlar cezalandırılır. Bu hendek simyacılar, madrabazlar, sahteciler ve yalancılar için dört farklı alt bölüme ayrılmıştır ve her biri burada ayrı ayrı ölümcül ve acı dolu hastalıklara maruz bırakılır.

Sekizinci halkanın alt sınırı, bir çoğu cezalandırılmak için zincirlenmiş olan devler tarafından korunmaktadır. Dante zincirlenmemiş ve konuşabilen bir dev olan Antaios'un yardımı ile cehennemin son halkasına iner.

Treachery - The Ninth Circle

Bir göl vardı ayaklarımın dibinde, donmuş ki öylesine, Cama benziyordu sudan ziyade. Ne donmuş göğün altındaki Don nehrinde, Ne de Avusturya'daki Tuna üzerinde, Görülmüştür böyle kalın bir örtü kış vaktinde; Tambemicchi veya Pietrapana yekpare Üzerine düşse, Çatlamazdı kenarı bile.

Dokuzuncu halka cehennemin en alt ve son halkasıdır. Donmuş bir göl olan dokuzuncu halka, kişilerin günahlarının büyüklüğüne göre dört bölüme ayrılmıştır. Bu gölde kişi ne kadar günahkarsa o kadar derinde hapsolmuştur.

Cehennem kralı Lucifer de burada bulunur. Öyle büyüktür ki bir devin boyu onun bir kolu kadardır. Cehenneme düştüğünde cennetteki halinden eser kalmamış ve oldukça çirkin bir şekle bürünmüştür. Üç yüzü ve iki tüysüz kanadı vardır. Lucifer burada üç hain ruha bizzat kendisi, onları pençeleriyle kavramak ve çiğnemek suretiyle eziyet eder. Bu ruhlar Yahuda İskariyot, Brutus ve Cassius'tur.

Dante ve Virgil şeytanın vücudundan aşağı iner ve burada bulunan bir yolu takip ederek cehennemden çıkar ve araf'a varırlar.