Book: Notes From The Underground

By Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Summary

Bu kitap, yüksek egolu olan fakat pek de iyi şartlar içinde yaşamayıp izole bir hayat süren ana karakterin yazdığı notlardan oluşuyor. Ilkin acı çekme, özgür irade ve insanın doğası gibi konular hakkında yazan bu "yeraltı adamı", ikinci bölümde geçmişte diğer insanlarla yaşadığı utanç verici etkileşimlerden, dışlanmadan ve kurduğu hayallerinden bahsediyor.

İlgi çekici bir kitaptı ve kendini okutmayı başardı. Başları biraz sıkıcı olsa da değindiği felsefi konular ilgimi çekti. Anılarından bahsettiği kısımda da ileride ne olacağını merak ettirdi.

Okunabilecek bir kitap, fakat mutlaka okunması gerektiğini söyleyemeyeceğim.

Highlights

P.61: Öyle hayaller kuruyordum ki, aralıksız tam üç ay odamda daldığım hayal aleminde yaşardım. ... Hayaller beni şu miskin sefahat alemlerinden sonra daha çok sarar, daha tatlı gelirdi.

  • He is literally me, fr. fr...

P.64: Bu adamların yanında üçer dörder saat aptal aptal onları dinleyerek, kendim iki lakırdı söylemeye cesaret edemeden öylece otururdum.

P.86: Odanın diğer yanında, sedirin karşısındaki duvar boyunca, masayla soba arasında kibirle gülümseyerek volta atıyordum. Var gücümle onlarsız da idare edebileceğimi göstermeye çalışıyor, bir yandan da çizmelerimin topuklarını kasten sertçe vurarak gürültü ediyordum. Ama hepsi boşunaydı. Onlar başlarını çevirip bakmadılar bile.

  • Dışlanmak gerçekten de çok can sıkıcı.

P.100: Hayat, kederiyle, acısıyla güzeldir. Yaşamak nasıl olursa olsun arzu edilir.

P.100: Hem de kadınla erkek bir olmaz. Aralarında dağlar kadar fark var. Ben böyle yerlerde istediğim kadar kirleneyim, gene de kimsenin esiri olmadığımdan canım isteyince çeker giderim. Bir silkinişte üzerimde tek bir leke kalmaz, tertemiz olurum. Ama sen öyle değilsin. Sen esirsin. Evet, esir! İraden dahil, her şe­yini teslim ediyorsun. İlerde zincirlerini koparmak istesen de
elinden gelmez: Bunlar seni gitgide daha sıkı, kıskıvrak bağlar. Bu zincirlerin ne melun olduklarını gayet iyi bilirim.

  • Ataerkil toplum tabuları mentioned !!!

P.105: Bu durumda, neşeyle çalışmak, çocuklar uğruna fe­dakarlıklara katlanmak da ayrı bir zevktir. Çünkü zamanla onlar seni bu yaptıkların için severler; yani ilerisi için sevgi tasarrufu yapmış olursun.

P.105: insan önce kendisi yaşamayı öğrenmeli, ondan sonra başkalarını kınamaya kalkışmalıdır!

P.109: Kimsenin senden yana çıkacağını da umma; patrona şirin görünmek için hep birlikte seni gagalarlar, çünkü buradaki herkes, vicdanı, acıma duyguları çoktan silinmiş birer esirdir.

P.110: Ölürken artık işe yaramaz hale geldiğin için hepsi sen­den uzaklaşır, sana sırt çevirir. Hatta boşuna yer tuttuğun, bir an önce ölmediğin için sitem bile ederler. Susadığın zaman suyunu bile küfürle getirirler.

P.111: Başkalarının mezarlarını çocukları, babaları, kocaları ziyaret eder, ama senin ne ağlayanın, ne yas tutanın, ne ayinler yapanın olur; dünyada tek bir canlı ziyaretine gelmez ve adın, hiç dünyaya gelmemişsin gibi, yeryü­ zünden silinip gider!

P.111: Zoraki, yapmacıklı, kitap gibi konuştuğumu biliyordum, ama ancak "kitap gibi" konuşabiliyordum.

P.118: Öff, ne rezillik! Üstelik en iğrenci bu da değil! Bundan daha kötü, daha çirkin, daha aşağı olanı da var! Evet, daha aşağısı! Gene o şerefsizlik, yalancılık maskesini takmak zorunda kalacağım!

P.118: Şu her şeyi büyütmek adetim yok mu, sakat tarafım bu işte.

P.129: Kendi kendime kızıyordum, ama acısını ondan çıkaracaktım. Bu kıza karşı kalbimde öyle dehşetli bir nefret kabarmıştı ki, elimden gelse onu öldürürdüm.

  • Eğer egon çok kabarıksa, seni utanç verici olduğunu düşündüğün bir anında gören insanlara karşı nefret duyarsın.

P.130: Ne diye geldin, cevap ver! diye bağırdım.

  • Odun herif.

P.138: Şimdi bile, üzerinden bunca yıl geçtiği halde bu hatıraları anmakla epey kötü oluyorum.